1."ATA" LAFINI SEVMEZDİ
"Atatürk" hitabını ilk kez dönemin Türk Dil Kurumu Başkanı bir
konuşmasında kullanmış, Mustafa Kemal de çok beğenerek soyadı olarak
almıştı. Kendisine "Ata" diye hitap edilmesinden hiç hoşlanmazdı.
2.EN SEVDİĞİ YEMEK
Manastır Askeri Lisesi yıllarından kalan bir alışkanlıkla hayatı
boyunca en sevdiği yemek kuru fasulye ve pilav olarak kaldı. Tatlıya
düşkün değildi ama cani istediğinde çok sevdiği gül reçelini tercih
ederdi.
3.EN BÜYÜK HAYALİ DÜNYA TURUNA ÇIKMAKTI
Ömrü yetseydi bir dünya turuna çıkıp Türk dili ve tarihi üzerindeki
çalışmalarını genişletmek en büyük hayaliydi.
4.BAŞUCU KİTABI "ÇALIKUŞU" YDU.
Binlerce kitabı vardı. Ama bunların arasında bir tanesini hayatı
boyunca hatta cephede bile başucundan ayırmadı. Reşat Nuri
Güntekin'in ünlü Çalıkuşu" romanını hep yanında taşır, her gün
rasgele bir yerinden açar, birkaç sayfa okurdu.
5.KABUL SALONUNDAKİ AT YAVRUSU
Atlardan sonra en sevdiği hayvan köpekti. "Fox" adını verdiği köpeği,
Gazi`nin yatağının ayakucunda uyurdu. Hayvanlara düşkünlüğü o
dereceydi ki bir gün misafirlerinin de görebilmesi için yeni doğmuş
bir tayla annesinin Çankaya Köşkü kabul salonuna getirilmesini bile
emretmişti.
6.TAM BİR SALON ADAMI
En sevdiği dans valsti. Müzik zevki çeşitlilik gösteriyordu. Klasik
Batı müziği dışında Anadolu ezgilerini de severek dinlerdi.
7.GÖMLEKLERİNİN TÜMÜ BEYAZDI
Gömleklerinin hepsi beyazdı. Bu gömlekler ilk yıllarda İsviçre`de
özel olarak dikilirken sonra yerli malı kullanma kampanyasına öncülük
edebilmek için Beyoğlu`nda bir terziye diktirilmeye başlanmıştı.
8.DOLABINDA LACİVERTE YER YOKTU
Takım elbiselerinin tasarımlarını hep kendisi çizerdi. Lacivert takim
giymeyi sevmezdi.
9.ÖLÇÜLERİ
Boyu 1.74 idi. Hayatının son dönemlerine kadar 76 olan kilosu
hastalığının ilerlemeye başlamasıyla 46'ya kadar düşmüştü. 43 numara
siyah rugan ayakkabı giyerdi.
10.RUMELİ ŞİVESİ
Özenli ve temiz bir Türkçe konuşurdu. Ancak bazı kelimeleri Rumeli
şivesiyle telaffuz ederdi.
11.HAZİN BİR HİKÂYE
Hayatında bir dönem çok önemli yer tutan, Mustafa Kemal`in
evlenmesinden sonra hayatına trajik bir şekilde son veren Fikriye
Hanım`ın mezarının nerede olduğu bilinmiyor.
12.CUMHURBAŞKANLIĞINDAN SIKILIYORDU.
Hayatinin çoğunu geçirdiği savaş cephelerinden sonra Cumhurbaşkanı
olarak geçirdiği yıllar ona bir tecrit yaşantısı gibi geliyor, çok
sevdiği halkından ve sade bir vatandaş yaşamından uzaklaştığını
düşünüyordu.
13.PAPA`NIN TEMSİLCİSİNE ELBİSE
Kıyafet Kanunu çerçevesinde tüm din adamlarının dini kıyafetleriyle
sokağa çıkmaları yasaklanınca, Monsenyör Roncalli`ye kendi terzisi
Kemal Milaslı eliyle bir koleksiyon hazırlattı.
14.KENDİSİ TIRAŞ OLMAZDI.
Sabah kahvaltılarıyla arası hiç hoş değildi. Yataktan kalkar kalkmaz
odasındaki divanın üzerine bağdaş kurarak oturur, günün ilk kahvesini
sigarasını içerdi. Bir özelliği de kendi kendine tıraş olmamasıydı.
15.DÜZEN TAKINTISI VARDI
Evinde, çevresinde hatta konuk olduğu evlerde bile eğri duran
eşyaları düzeltmeden rahat edemezdi.
16.HOŞGÖRÜLÜ LİDER
Köylünün birinin gazete kâğıdına sardığı tütünü içmeye çalışırken eli
yanmış,"Alsın bunu,... kendi içsin" diyerek Atatürk`e küfretmişti. Mahkemeye çıkarılacaktı. Atatürk olayı dinledikten sonra "Onu mahkemeye vereceğinize doğru dürüst sigara içmesini temin edin" dedi.
17.SİGARA PAZARLIĞI
Hastalığının başlangıcında kendisini muayene eden Dr.Fissinger günde
kaç paket sigara içtiğini sormuş, Atatürk "sekiz" demişti. Doktor
bunu günde bir pakete indirmesi gerektiğini söyleyince gülümseyerek
cevap vermişti:"Ben zaten bir paket içiyorum. Bundan sonra bunu
sizin izninizle yapacağım".
18."BU NASIL HALKÇILIK?"
Bir sabah milletvekilleri ile trene binmişti. Kondüktörün
milletvekillerinden bilet parası almamasına şaşırmış nedenini
sormuştu. Trenin milletvekillerine bedava olduğunu öğrenince epey
sinirlenmiş, "Ne de güzel halkçılık ama" demişti.
19."LAİKLİK ADAM OLMAKTIR!"
İlk mecliste bir oturum sırasında üyelerden biri laikliğin ne manaya
geldiğini anlamadığını söyleyince Gazi çok sinirlenmiş ve elini
kürsüye vurarak bir din bilgini olan üyeye cevap vermişti: "Adam
olmak demektir hocam, adam olmak!"
20.KURBANLARI BAĞIŞLARDI
Gittiği yurt gezilerinde kendisi için kurban edilen hayvanlara
bakamaz böyle durumlarda sırtını döner ya da kesilmelerini engellerdi.
21.YABANCI DİLE MERAKI
Askeri lisede öğrenmeye başladığı Fransızca'yı sonraki yıllarda
geliştirdi. Zengin bir kelime bilgisi vardı. Konuşurken araya
Fransızca sözcükler de eklerdi.
22.FASULYESİNE POKER
Kumardan hoşlanmaz ama arkadaşlarıyla fasulyesine poker oynardı. Oyun sonunda kazandıklarını iade ederdi.
23.KAN GÖRMEYE DAYANAMAZDI
Cephelerde düşmanla göğüs göğüse savaşmış biri olarak en ilginç
özelliği savaş meydanları dışında kan görünce fenalaşmasıydı.
24.KULAKLARI DUYAN TEK KİŞİ.
Fransız tarihçisi Herriot Ankara`ya geldiğinde Gazi`nin kulaklarının
duyuyor olmasına şaşırmış anılarında bunu esprili bir dille anlatmıştı: "T.C`de bir tane kulakları duyan kişi var onu da Cumhurbaşkanı yapmışlar".
25.BİR RİCASI BAŞ AÇTIRDI
Bir gün halk arasında dolaşırken çarşaflı bir kadına rastlamış,
"Hafız Hanim benim hatırım için basındaki örtüyü açar mısın?" diye
sormuştu. Kadın baş örtüsünü açarak, Atatürk`un önünde eğildi ve
ellerini öptü.
26.BİLARDO VE YÜZME
Sportmen kişiliği vardı. Her gün at biner, yüzmeye gider ve bilardo oynardı.
27.EN BAŞARILI DERS.
Eğitim hayatı boyunca en başarılı dersi matematikti. Pozitif bilimlere ilgisi hayatı boyunca surdu.
28.YAĞCILARA GEÇİT YOK
Yağcılara çok kızardı Bir akşam sofrasında kendisine gereksiz şekilde
iltifat eden Abdulhak Hamit`e müdahale etti.
29.SON YILBAŞI GECESİ
1937`yi 1938`e bağlayan son yılbaşı gecesini Dışişleri Bakanı Tevfik
Rüştü Aras ile baş başa geçirmişti. O gece dolabındaki bazı elbiseleri bakana hediye etmişti.
30.KÖŞKTEKİ GÜVERCİNLİK
Kuşları çok severdi. Çankaya Köşkü`nde özel bir bakıcının ilgilendiği
güvercinliği vardı.
4 Temmuz 2011 Pazartesi
1 Temmuz 2011 Cuma
Albert Einstein
Dünya yaşamak için tehlikeli bir yer; kötülük yapanlar yüzünden değil, durup seyreden ve onlara ses çıkarmayanlar yüzünden...
Nikola Tesla
10 Temmuz 1856 tarihinde, o yıllarda Avusturya monarşisine dahil olan , Hırvatistan sınırındaki Smiljan'da dünyaya geldi. Babası Ortodoks kilisesinde rahip olarak görev yapmaktaydı.
Tesla, çalışma hayatına dahil olduktan sonra, karmaşık objeleri algılama ve aklında tutma konusundaki üstün yetenekleri ile dikkat çekmeye başladı. İlk işini Budapeşte'deki bir Amerikan telefon firmasında aldı. Bu işi sırasında obsesif-kompülsif bozukluk ile ilgili ciddi bir rahatsızlık geçirdi. İyileşmesinin ardından bir arkadaşı ile yaptığı gezinti sırasında birden bire aklına çok fazlı sistem fikri geldi ve bu konuyla ilgili çalışmalarına başladı. Bu dönemde Tesla, Strazburg'taki Edison Elektrik Şirketi'nin tamiratını yapmaktaydı. Bu işi başarıyla bitirmesine rağmen, şirket tarafından verilen söz tutulmadı ve vaadedilen ücreti alamadı. Sonraki yıllarda yeni bir iş bulamadı ve iki yıl boyunca kanal ve su yolları kazarak geçimini sürdürdü.
Zorlu geçen iki yılın ardından Pittsburgh'taki Westinghouse laboratuarlarında bir iş bulmayı başardı. Burada alternatif akım sayesinde elektriğin çok uzak mesafelere kayıpsız taşınabileceği fikrini açıkladı. O dönemde kullanılan doğru akım teknolojisi elektriğe çok büyük bir direnç gösterdiği için enerjide inanılmaz kayıplara sebep olmaktaydı ve elektriğin taşınmasında büyük problemler yaşanmaktaydı. Ancak bu dönemde doğru akım ile elektrik iletimine büyük yatırımlar yapmış olan Thomas Alva Edison, elindekileri kaybetmemek için bu fikire karşı büyük bir mücadele vererek Tesla'nın yolunu kesmeye çalıştı. Westinghouse şirketi Tesla'nın alternatif akım fikrini mantıklı ve uygulamaya değer bularak, patentini 1 milyon dolara satın aldı. Bu dönemden sonra Edison'un kullandığı doğru akım sistemleri popülaritesini kaybederek yerini alternatif akıma bıraktı.
Tesla, Westinghouse firmasından patent için aldığı parayı kullanarak, New York'ta Tesla Elektrik Şirketi'ni kurdu. Bu şirkette sahip olduğu bütün para ve zamanı sıradışı elektrik deneylerine harcadı. Bunlardan en önemlisi de Tesla Coil oldu. 13 Mart 1895 tarihinde çalışmalarını sürdürdüğü laboratuarlar yandı ve Tesla elindeki herşeyi kaybetti.
Bu olayın ardından Colorado'ya taşınan Tesla, burada yeni bir laboratuar kurarak devasa boyutlardaki Tesla Coil üzerinde çalışmalarını sürdürdü. Tesla bu cihazı insan yapımı yıldırımlar üretmek için kullandı. Daha sonra tekrar New York'a döndü ve burada çok yüksek bir kuleden oluşmasını planladığı laboratuarını yapmaya başladı ancak, bu laboratuar hiçbir zaman tamamlanamadı. Daha sonra Long Island'da kurduğu Telefunken Wireless satation, 1917 yılında Alman ajanları tarafından kullanılabilme ihtimali gerekçesi ile yıkıldı.
Sıradışı bir karaktere sahip olan Tesla, para yönetiminde hiçbir zaman başarılı olamadı. Hayatının son yıllarını boçlarından kaçmak için sürekli otel değiştirerek geçirdi. 7 Ocak 1943 tarihinde 86 yaşındayken New Yorker Oteli'nin bir odasında kalp yetmezliği sebebiyle hayata veda etti. Ölmeden önce teleforce silahı adını verdiği bir çalışma yürütmekte olan Tesal'nın bütün dokümanlarına ABD hükümeti tarafından el konuldu.
Tesla, çalışma hayatına dahil olduktan sonra, karmaşık objeleri algılama ve aklında tutma konusundaki üstün yetenekleri ile dikkat çekmeye başladı. İlk işini Budapeşte'deki bir Amerikan telefon firmasında aldı. Bu işi sırasında obsesif-kompülsif bozukluk ile ilgili ciddi bir rahatsızlık geçirdi. İyileşmesinin ardından bir arkadaşı ile yaptığı gezinti sırasında birden bire aklına çok fazlı sistem fikri geldi ve bu konuyla ilgili çalışmalarına başladı. Bu dönemde Tesla, Strazburg'taki Edison Elektrik Şirketi'nin tamiratını yapmaktaydı. Bu işi başarıyla bitirmesine rağmen, şirket tarafından verilen söz tutulmadı ve vaadedilen ücreti alamadı. Sonraki yıllarda yeni bir iş bulamadı ve iki yıl boyunca kanal ve su yolları kazarak geçimini sürdürdü.
Zorlu geçen iki yılın ardından Pittsburgh'taki Westinghouse laboratuarlarında bir iş bulmayı başardı. Burada alternatif akım sayesinde elektriğin çok uzak mesafelere kayıpsız taşınabileceği fikrini açıkladı. O dönemde kullanılan doğru akım teknolojisi elektriğe çok büyük bir direnç gösterdiği için enerjide inanılmaz kayıplara sebep olmaktaydı ve elektriğin taşınmasında büyük problemler yaşanmaktaydı. Ancak bu dönemde doğru akım ile elektrik iletimine büyük yatırımlar yapmış olan Thomas Alva Edison, elindekileri kaybetmemek için bu fikire karşı büyük bir mücadele vererek Tesla'nın yolunu kesmeye çalıştı. Westinghouse şirketi Tesla'nın alternatif akım fikrini mantıklı ve uygulamaya değer bularak, patentini 1 milyon dolara satın aldı. Bu dönemden sonra Edison'un kullandığı doğru akım sistemleri popülaritesini kaybederek yerini alternatif akıma bıraktı.
Tesla, Westinghouse firmasından patent için aldığı parayı kullanarak, New York'ta Tesla Elektrik Şirketi'ni kurdu. Bu şirkette sahip olduğu bütün para ve zamanı sıradışı elektrik deneylerine harcadı. Bunlardan en önemlisi de Tesla Coil oldu. 13 Mart 1895 tarihinde çalışmalarını sürdürdüğü laboratuarlar yandı ve Tesla elindeki herşeyi kaybetti.
Bu olayın ardından Colorado'ya taşınan Tesla, burada yeni bir laboratuar kurarak devasa boyutlardaki Tesla Coil üzerinde çalışmalarını sürdürdü. Tesla bu cihazı insan yapımı yıldırımlar üretmek için kullandı. Daha sonra tekrar New York'a döndü ve burada çok yüksek bir kuleden oluşmasını planladığı laboratuarını yapmaya başladı ancak, bu laboratuar hiçbir zaman tamamlanamadı. Daha sonra Long Island'da kurduğu Telefunken Wireless satation, 1917 yılında Alman ajanları tarafından kullanılabilme ihtimali gerekçesi ile yıkıldı.
Sıradışı bir karaktere sahip olan Tesla, para yönetiminde hiçbir zaman başarılı olamadı. Hayatının son yıllarını boçlarından kaçmak için sürekli otel değiştirerek geçirdi. 7 Ocak 1943 tarihinde 86 yaşındayken New Yorker Oteli'nin bir odasında kalp yetmezliği sebebiyle hayata veda etti. Ölmeden önce teleforce silahı adını verdiği bir çalışma yürütmekte olan Tesal'nın bütün dokümanlarına ABD hükümeti tarafından el konuldu.
CHARLES BUKOWSKI
Hiçbir zaman olması gerektiği gibi değil , dedi ,
insanlar müziğin sesi , sözcüklerin yazılışı ,
...
hiçbir zaman olması gerektiği gibi değil , dedi ,
bütünbize öğretilenler , peşinden koştuğumuz aşklar ,
...
öldüğümüz bütün ölümler , yaşadığımız
bütün hayatlar ,
hiçbir zaman olması gerektiği gibi değiller ,
yakın bile değiller..
birbiri arkasından yaşadığımız
bu hayatlar ,
tarih olarak yığılmış ,
türlerin israfı ,
ışığın ve yolun tıkanması ,
olması gerektiği gibi değil ,
hiç değil ,
dedi..
bilmiyor muyum ? diye
cevap verdim..
uzaklaştım aynadan..
sabahtı , öğlendi ,
akşamdı ,
hiçbir şey değişmiyordu
her şey yerli yerindeydi ,
bir şey patladı , bir şey kırıldı ,
bir şey kaldı..
merdivenden inip içine
daldım..
insanlar müziğin sesi , sözcüklerin yazılışı ,
...
hiçbir zaman olması gerektiği gibi değil , dedi ,
bütünbize öğretilenler , peşinden koştuğumuz aşklar ,
...
öldüğümüz bütün ölümler , yaşadığımız
bütün hayatlar ,
hiçbir zaman olması gerektiği gibi değiller ,
yakın bile değiller..
birbiri arkasından yaşadığımız
bu hayatlar ,
tarih olarak yığılmış ,
türlerin israfı ,
ışığın ve yolun tıkanması ,
olması gerektiği gibi değil ,
hiç değil ,
dedi..
bilmiyor muyum ? diye
cevap verdim..
uzaklaştım aynadan..
sabahtı , öğlendi ,
akşamdı ,
hiçbir şey değişmiyordu
her şey yerli yerindeydi ,
bir şey patladı , bir şey kırıldı ,
bir şey kaldı..
merdivenden inip içine
daldım..
Özdemir Asaf
Yalnızlık, yaşamda bir an,
Hep yeniden başlayan..
Dışından anlaşılmaz.
Ya da kocaman bir yalan,
Kovdukça kovalayan..
Paylaşılmaz.
Bir düşün'de beni sana ayıran
Yalnızlık paylaşılmaz
Paylaşılsa yalnızlık olmaz.
Hep yeniden başlayan..
Dışından anlaşılmaz.
Ya da kocaman bir yalan,
Kovdukça kovalayan..
Paylaşılmaz.
Bir düşün'de beni sana ayıran
Yalnızlık paylaşılmaz
Paylaşılsa yalnızlık olmaz.
KIZILDERİLİ YASASI
1. Büyük Ruh’a, evrenin kutsal sırlarına yakın ol.
2. Yeryüzündeki tüm insanlara saygı göster.
3. Gereken her durumda iyilik ve yardımda bulun.
4. Yaşadığın sürece daima dürüst ve doğru ol.
5. Yüreğinle inandığın, doğru bildiğin şeyi yap.
6. Aklına ve bedenine iyi bak, sağlıklı kal.
7. Yeryüzündeki bütün varlıklara iyi davran.
8. Bütün yaptıklarının sorumluluğunu taşı.
9. Her zaman daha iyi şeyler yapmaya çabala.
10. Birlikte tüm insanlığın yararı için çalış.
Ve unutma ki dünya insanlara değil, insanlar dünyaya aittir.
2. Yeryüzündeki tüm insanlara saygı göster.
3. Gereken her durumda iyilik ve yardımda bulun.
4. Yaşadığın sürece daima dürüst ve doğru ol.
5. Yüreğinle inandığın, doğru bildiğin şeyi yap.
6. Aklına ve bedenine iyi bak, sağlıklı kal.
7. Yeryüzündeki bütün varlıklara iyi davran.
8. Bütün yaptıklarının sorumluluğunu taşı.
9. Her zaman daha iyi şeyler yapmaya çabala.
10. Birlikte tüm insanlığın yararı için çalış.
Ve unutma ki dünya insanlara değil, insanlar dünyaya aittir.
Genel Kültür
Vietnam'da savaştan sonra sonunda evine dönmekte olan bir asker hakkında bir hikaye anlatılır.
San francısco'dan ailesini aradı :
'anne baba eve dönüyorum ama sizden bir şey rica ediyorum yanımda bir arkadaşımı da getirmek istiyorum' 'memnuniyetle onunla tanışmak isteriz diye cevapladılar'
oğulları :
"Bilmeniz gereken bir şey var" diye devam etti. Arkadaşım savaşta ağır yaralandı, bir mayına bastı ve bir kolunu ve bir bacağını kaybetti. Gidecek hiçbir yeri yok, onunda gelip bizimle kalmasını istiyorum. Bunu duyduğuma üzüldüm oğlum belki onun başka bir yer bulmasına yardımcı olabiliriz. Hayır anne baba onun bizimle yaşamasını istiyorum. Oğlum dedi babası bizden ne istediğini bilmiyorsun. Onun gibi özürlü biri bize korkunç bir yük olur, bizim kendi hayatımız var ve bunun gibi bir şeyin hayatımıza engel olmasına izin veremeyiz. Bence bu arkadaşını unutup eve dönmelisin. O kendi başının çaresine bakacaktır. Oğlu o anda telefonu kapattı. Ailesi
ondan bir süre haber alamadı. Ama bir kaç gün sonra san francısco polisinden bir telefon geldi. Oğullarının yüksek bir binadan düşüp öldüğünü öğrendiler. Polis bunun intihar olduğuna inanıyordu. Üzüntü dolu anne baba hemen san francısco'ya uçtular ve oğullarının cesedini tespit etmek için şehir morguna götürüldüler. Onu tanıdılar ve bilmedikleri bir şey daha öğrenince dehşete düştüler. Oğullarının sadece bir kolu ve bir bacağı vardı. Bu hikayedeki aile de bir çoğumuz gibi.
Güzel olan yada birlikte olmaktan zevk aldığımız insanları sevmek bizim için çok kolay ama bize rahatsızlık veren yada yanlarında kendimizi rahatsız hissettiğimiz insanları sevmiyoruz. Bizim kadar sağlıklı güzel yada akıllı olmayan insanların yanından uzak durmayı tercih ediyoruz. Neyse ki bize bu şekilde davranmayan biri var.Biz ne kadar bozulmuş olursak olalım bizi sonsuz ailesinin yanına çağıran şartsız sevgiyle seven biri. Bu gece uyumadan önce insanları olduğu gibi kabul edebilmemiz ve bizden farklı olanlara karşı daha anlayışlı olabilmemiz için gereken gücü vermesi için Allah’a kısa bir dua edelim. Kalbimizde arkadaşlık adında bir mucize var. Nasıl olduğunu veya nasıl başladığını anlamazsınız. Ama bu özel armağanı bilirsiniz ve arkadaşlığın tanrının en büyük armağanı olduğunu anlarsınız. Gerçekten de arkadaşlar çok nadide mücevherlerdir. Sizi gülümsetip başarmanız için cesaret verirler. Sizi dinlerler ve kalplerini size açmak isterler. Bugün arkadaşlarınıza onlarla ne kadar ilgilendiğinizi gösterin.
San francısco'dan ailesini aradı :
'anne baba eve dönüyorum ama sizden bir şey rica ediyorum yanımda bir arkadaşımı da getirmek istiyorum' 'memnuniyetle onunla tanışmak isteriz diye cevapladılar'
oğulları :
"Bilmeniz gereken bir şey var" diye devam etti. Arkadaşım savaşta ağır yaralandı, bir mayına bastı ve bir kolunu ve bir bacağını kaybetti. Gidecek hiçbir yeri yok, onunda gelip bizimle kalmasını istiyorum. Bunu duyduğuma üzüldüm oğlum belki onun başka bir yer bulmasına yardımcı olabiliriz. Hayır anne baba onun bizimle yaşamasını istiyorum. Oğlum dedi babası bizden ne istediğini bilmiyorsun. Onun gibi özürlü biri bize korkunç bir yük olur, bizim kendi hayatımız var ve bunun gibi bir şeyin hayatımıza engel olmasına izin veremeyiz. Bence bu arkadaşını unutup eve dönmelisin. O kendi başının çaresine bakacaktır. Oğlu o anda telefonu kapattı. Ailesi
ondan bir süre haber alamadı. Ama bir kaç gün sonra san francısco polisinden bir telefon geldi. Oğullarının yüksek bir binadan düşüp öldüğünü öğrendiler. Polis bunun intihar olduğuna inanıyordu. Üzüntü dolu anne baba hemen san francısco'ya uçtular ve oğullarının cesedini tespit etmek için şehir morguna götürüldüler. Onu tanıdılar ve bilmedikleri bir şey daha öğrenince dehşete düştüler. Oğullarının sadece bir kolu ve bir bacağı vardı. Bu hikayedeki aile de bir çoğumuz gibi.
Güzel olan yada birlikte olmaktan zevk aldığımız insanları sevmek bizim için çok kolay ama bize rahatsızlık veren yada yanlarında kendimizi rahatsız hissettiğimiz insanları sevmiyoruz. Bizim kadar sağlıklı güzel yada akıllı olmayan insanların yanından uzak durmayı tercih ediyoruz. Neyse ki bize bu şekilde davranmayan biri var.Biz ne kadar bozulmuş olursak olalım bizi sonsuz ailesinin yanına çağıran şartsız sevgiyle seven biri. Bu gece uyumadan önce insanları olduğu gibi kabul edebilmemiz ve bizden farklı olanlara karşı daha anlayışlı olabilmemiz için gereken gücü vermesi için Allah’a kısa bir dua edelim. Kalbimizde arkadaşlık adında bir mucize var. Nasıl olduğunu veya nasıl başladığını anlamazsınız. Ama bu özel armağanı bilirsiniz ve arkadaşlığın tanrının en büyük armağanı olduğunu anlarsınız. Gerçekten de arkadaşlar çok nadide mücevherlerdir. Sizi gülümsetip başarmanız için cesaret verirler. Sizi dinlerler ve kalplerini size açmak isterler. Bugün arkadaşlarınıza onlarla ne kadar ilgilendiğinizi gösterin.
ÖMER HAYYAM
Ceyhun nehri kanlı göz yaşımızdır bizim;
Dünya dediğin bir bakışımızdır bizim;
Cehennem, boşuna dert çektiğimiz günler,
Cennetse gün ettiğimiz günlerdir bizim.
Yaşamanın sırlarını bileydin
Ölümün sırlarını da çözerdin;
Bugün aklın var, bir şey bildiğin yok:
Yarın, akılsız, neyi bileceksin?
İçin temiz olmadıksan sonra
Hacı hoca olmuşsun, kaç para!
Hırka, tespih, post, seccade güzel;
Ama Tanrı kanar mı bunlara?
Var mı dünyada günah işlemeyen söyle:
Yaşanır mı hiç günah işlemeden söyle;
Bana kötü deyip kötülük edeceksen,
Yüce Tanrı, ne farkın kalır benden, söyle.
Felek ne cömert ne aşağılık insanlara!
Han hamam, dolap değirmen, hep onlara.
Kendini satmıyan adama akmek yok:
Sen gel de yuh çekme böylesi dünyaya!
Dünya dediğin bir bakışımızdır bizim;
Cehennem, boşuna dert çektiğimiz günler,
Cennetse gün ettiğimiz günlerdir bizim.
Yaşamanın sırlarını bileydin
Ölümün sırlarını da çözerdin;
Bugün aklın var, bir şey bildiğin yok:
Yarın, akılsız, neyi bileceksin?
İçin temiz olmadıksan sonra
Hacı hoca olmuşsun, kaç para!
Hırka, tespih, post, seccade güzel;
Ama Tanrı kanar mı bunlara?
Var mı dünyada günah işlemeyen söyle:
Yaşanır mı hiç günah işlemeden söyle;
Bana kötü deyip kötülük edeceksen,
Yüce Tanrı, ne farkın kalır benden, söyle.
Felek ne cömert ne aşağılık insanlara!
Han hamam, dolap değirmen, hep onlara.
Kendini satmıyan adama akmek yok:
Sen gel de yuh çekme böylesi dünyaya!
KÜÇÜK İSTAVRİTİN ÖYKÜSÜ
Küçük istavrit, yiyecek bir şey sanıp
hızla atıldı çapariye
önce müthiş bir acı duydu dudağında
gümbür gümbür oldu yüreği
sonra hızla çekildi yukarıya...
Aslında hep merak etmişti
denizlerin üstünü
neye benzerdi acep gökyüzü.
Bir yanda büyük bir merak
bir yanda ölüm korkusu.
"Dudağı yarıklar " denir,
şanslıdır onlar, hani
görüp de gökyüzünü , insanı
oltadan son anda kurtulanlar.
Ne çare balıkçının parmakları
hoyratça kavradı onu
küçük istavrit anladı yolun sonu.
Koca denizlere sığmazdı yüreği.
Oysa, şimdi yüzerken
küçücük yeşil leğende,
ansız uzanıvermiş dostlarına
değiyordu minik yüzgeci.
İnsanlar gelip geçtiler önünden
bir kedi yalanarak baktı gözünün içine
yavaşça karardı dünya,
başı da dönüyordu.
Son bir kez düşündü derin maviyi,
beyaz mercanı bir de yeşil yosunu.
İşte tam o anda eğilip aldım onu.
Yürüdüm deniz kenarına
bir öpücük kondurdum başına,
iki damla gözyaşından ibaret sade
bir törenle, saldım denizin sularına.
Bir an öylece baka-kaldı
Sonra sevinçle dibe daldı.
Gitti tüm kederimi söküp atarak,
teşekkürü de ihmal etmemişti.
Bir kaç değerli pulunu
Elime, avuçlarıma bırakarak.
Balıkçı ve kedi şaşkın baktılar yüzüme.
Sorar gibiydiler, neden yaptın bunu niye?
" Bir gün dedim, bulursam kendimi
yeşil leğendeki
küçük istavrit kadar çaresiz,
Son ana kadar
hep bir umudum olsun diye... "
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Öne Çıkan Yayın
MAGNUM
Yalanla kurduğunu, Yalnız kendin yaşarsın. Hayatı yarışma yapanlar, Yaşamayı nasıl başarsın. Duyuldukça adın, Yaşam üzerinden taşar. En iy...