UYAN
Gözlerin açık uyuyorsun
Cuma hutbesini ninni yapmış cami ahalisi gibi
Bakmayı öğrenemedin ama
Görmelisin artık şeytanın gör dediğini
Tahir ÖZCAN 22.02.2013
21 Şubat 2013 Perşembe
20 Şubat 2013 Çarşamba
GÜNÜN ŞİİRİ
Rahatı Kaçan Ağaç
Tanıdığım bir ağaç var
Etlik bağlarına yakın
Saadetin adını bile duymamış
Tanrının işine bakın.
Geceyi gündüzü biliyor
Dört mevsim, rüzgârı, karı
Ay ışığına bayılıyor
Ama kötülemiyor karanlığı.
Ona bir kitap vereceğim
Rahatını kaçırmak için
Bir öğrenegörsün aşkı
Ağacı o vakit seyredin.
Melih Cevdet Anday
Tanıdığım bir ağaç var
Etlik bağlarına yakın
Saadetin adını bile duymamış
Tanrının işine bakın.
Geceyi gündüzü biliyor
Dört mevsim, rüzgârı, karı
Ay ışığına bayılıyor
Ama kötülemiyor karanlığı.
Ona bir kitap vereceğim
Rahatını kaçırmak için
Bir öğrenegörsün aşkı
Ağacı o vakit seyredin.
Melih Cevdet Anday
17 Şubat 2013 Pazar
BİLGELİKLE YAŞAMA SANATI

'Ormanda yangın çıkmıştı. Bacakları olmayan dilenci kaçmaya kalksa asla yeteri kadar hızlı olamayacaktı. Ve gözleri kör olan dilencinin de çıkış yolunu bulması neredeyse imkansızdı! Ama bu acil bir durumdu. Kör olan, bacakları olmayana seslendi: " kurtulmanın tek yolu var, seni omuzlarıma alacağım. Sen benim gözlerim olacaksın, ben de senin bacakların." Ve kurtuldular. Bu masal dilencilikle değil, bizim halimizle ilgilidir aslında... Yanmakta olan biziz, orman değil.
Akıl tek başına kördür. Bizi ormandan çıkartamaz. Zira sadece bacakları vardır. Sürekli tökezler, hangi yöne gideceğini bilemez. Düşe kalka yara bere içinde kalır ve kendine zarar verdikçe "hayat anlamsız" diye düşünmeye başlar. Dünyadaki bütün entellektüeller bunu yapar. Kalp ise bacakları olmayan dilencidir. Görür, hisseder ama onu harekete geçirecek bacaklardan yoksundur. Olduğu yerde kalır ve bekler...
Bir gün akıl anlayacak ve kalbinin gözlerini kullanabilecektir. İkisi bir araya gelince yangından kurtulabilir. Ama aklın, kalbi omuzlarının üstünde kalbullenmesi gerekir.
Bilgelik kalp ile aklın buluşmasıyla ortaya çıkar. Kalp atışlarınla aklının ürettikleri arasında uyum yaratma sanatını bir kez öğrendiğin zaman, bütün sırrı avuçlarının içine alırsın: Bütün gizemlerin kapısını açacak maymuncuğa sahip olursun."
(Osho)
İÇİMİZDEKİ KURTLAR

Cherokee kabilesinin yaşlılarından biri hayat,
aşk ve evlilik üzerine konuşurken şunlari söylüyor:
İçimizde iki kurt var ve bunların arasinda da korkunç bir savaş...
Kurtlardan biri;
korkuyu, öfkeyi, kıskançlığı, pişmanlığı açgozlülüğü, kibiri, kendine acımayı, küskünlüğü, aşağılık duygusunu, yalanları, ustünlük taslamayı ve bencilliği temsil ediyor.
Diğeri ise;
zevki, huzuru, sevgiyi, umudu, paylaşmayı, comertliği, dinginligi, alçak gönüllülüğü, nezaketi, yardımseverliliği, dostluğu, anlayışı, merhameti ve inancı temsil ediyor...
Gençlerden biri:
"Hangi kurt Kazanacak?" diye soruyor...
Yaşlı adam kısaca cevap veriyor: "Beslediğiniz...
12 Şubat 2013 Salı
4 Şubat 2013 Pazartesi
KAFANDAKİ ÇEMBER
Hayata başlarken
Şartları sen koymadın ki
Sana sanal bir dünya
Sundular
Gözlerini bağladılar
Seni hep korkuttular
İnanmanı sağladılar
Simdi bir kıyıda durmus
Uzaklara bakmaktasın
Heyecanlısın
Okyanuslar bilinmez
Ürkütebilir seni
Uzat elini
Hayat hergün yeniden baslar
Aç güzelim saçını
Savursun rüzgar
Aç güzelim saçını
Güneş parıldatsın
Aç güzelim saçını
Yağmur ıslatsın
Dökülsün damlalar
Tellerinden
Biliyorum seni saran o çemberi
Biliyorum özgürlük emek ister.
Bulutsuzluk Özlemi
Şartları sen koymadın ki
Sana sanal bir dünya
Sundular
Gözlerini bağladılar
Seni hep korkuttular
İnanmanı sağladılar
Simdi bir kıyıda durmus
Uzaklara bakmaktasın
Heyecanlısın
Okyanuslar bilinmez
Ürkütebilir seni
Uzat elini
Hayat hergün yeniden baslar
Aç güzelim saçını
Savursun rüzgar
Aç güzelim saçını
Güneş parıldatsın
Aç güzelim saçını
Yağmur ıslatsın
Dökülsün damlalar
Tellerinden
Biliyorum seni saran o çemberi
Biliyorum özgürlük emek ister.
Bulutsuzluk Özlemi
MUTLAKA OKUMALISINIZ DOSTLAR!

1957 yılında Amerika nın güneyine araştırma yapmak üzere üs kuran Nasayı
Bir gün küçük bir Kızılderili çocuk farkeder
Ve koşa koşa epeyce uzakta bulunan kamplarına gidip büyükbabasına haber verir
- Büyükbaba, beyaz adamlar gelmiş, aşağıdaki vadide gördüm ...
...- Çok kalabalıklar ve bir şeyler yapıyorlar ...
Yaşlı Kızılderili homurdanmaya başlar, belli ki epeyce sinirlenmiştir ...
- Onlarla konuştun mu ...?
- Hayır, beni görmediler ...
- Ben büyük tepenin üzerinden onları izledim ...
- O zaman yarın yanlarına git ve orada ne aradıklarını sor ...
Küçük kızılderili ertesi sabah yola koyulur ...
Üsse varır ve beyaz adamlardan birinin yanına gidip ...
- Burada ne yapıyorsunuz ...?
Beyaz adamlardan birkaçı küçük kızılderilinin basını okşarlarlar ...
Ona gülümserler ve ...
- Hani geceleri gökyüzünde parlayan birşey var ya, biz buradan onu seyrediyoruz ...
- Ay ımı ...?
- Peki ama neden ...?
Adamlar küçük çocuğun sorusunu yine gülümseyerek yanıtlarlar ...
- İleride ...
- Çok yıllar sonra buradan oraya insanları götürebilmek
- Ve orada yeni bir hayat kurabilmek için ...
- Anladın mı ...?
Küçük kızılderili şaşkınlığını gizlemeye çalışarak ...
- "Anladım" der ve koşa koşa uzaklaşır.
Öyle hızlı koşmuştur ki, kampa geldiğinde konuşamaz haldedir ...
Hemen büyükbabasının yanına gider ve kendisine söylenenleri bir bir anlatır ...
Yaşlı Kızılderili torununun anlattıklarını dinledikten sonra iyice sinirlenir ...
Bağırıp çağırmaya başlar ...
Ertesi sabah yine torununu yanına çağırır ...
Hayvan derisi üzerine kızgın bir çubukla...
Ve kendi lisanınca yazdığı not u torununa uzatarak der ki ...
- Bunu al, beyaz adamlara götür ve onlara de ki ...
- Bunu büyükbabam gönderdi ...
- Oraya, yani Aya gittiğinizde bunu oradakilere verecekmişsiniz ...
Küçük Kızılderili kendisine söyleneni aynen yapar ...
Üsdeki beyaz adamlardan birine notu verir ...
Büyükbabasının söylediklerini de iletir ve yine koşar adım uzaklaşır ...
Üs çalışanları, belli bölümleri yakılmış deri parçasına bakıp, bakıp saatlerce gülerler ...
Ancak aradan bir kaç gün geçtikten sonra, Yaşlı Kızılderili o notla ...
Sözde ayda yaşayanlara nasıl bir mesaj iletmek istedigini merak etmeye başlarlar ...
Bu merak günden güne öylesine büyür ki, bir tercüman çağırmaya karar verirler ...
Tercüman geldiğinde herkes bir araya toplanır ve merakla beklemeye başlarlar ...
Bu arada gülüşmeler hala ara ara devam etmektedir ...
Tercüman deri parçasını eline alır, okur ve ağlamaya başlar ...
Herkes şaşkındır, gülüşmeler yerini iyiden iyiye meraka bırakmıştır ...
Tercüman yaşlı gözlerini kalabalığa çevirir ve der ki ...
- Not aynen şöyle;
- Bu adamlara dikkat edin, elinizden topraklarınızı almaya geliyorlar..!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Öne Çıkan Yayın
MAGNUM
Yalanla kurduğunu, Yalnız kendin yaşarsın. Hayatı yarışma yapanlar, Yaşamayı nasıl başarsın. Duyuldukça adın, Yaşam üzerinden taşar. En iy...