8 Kasım 2016 Salı

SON BAHAR...
















Son Bahar...
Ilık bir lodos esiyor bu akşam.
Haber veriyor, yağmur yakın
Sonbahar dönüyor usulca kışa.
Dönmesi gibi şu ömrümün.
Kafam direnmeyi bıraktı artık.
Bedenim gibi orta yaşa.
Yetişemiyor bu yavaş gövde,
Nasılsa zaman denilen akışa.
Ve poyraza meyleder ruhum.
Fırtınalı, soğuk, felaket
Hapis bedende nicedir.
Çıkıp kurtulacak nihayet.
Usul usul koyulduk ya yokuşa.
Varacağız o menzile işte
Ya sonbaharın sonundadır
Acelemiz de yok elbet
Bilemedin önümüzdeki kışa
Ben Kasım 2016

16 Ekim 2016 Pazar

KORKU


KORKU
Ödüm kopuyor yaşamaktan
Daha ne kaldı diyorum görülecek
Savaşlar, felaketler, acılar
Cehalet, vahşet, ihanet
Nasıl içmesin insan
Yavaş yavaş öldüresiye kendini
Hayat daha ne kadar sürecek
Şahitlik ederek yok oluşa
Elinden bir şey gelmeden
Duvarlara şikayet ederek
Söyle nasıl sövmesin
Bu yalan ne kadar sürecek
Kutsa sanda, akla sanda
Söz yalan, öz yalan
Palavra tüm yaşanan
Yapanın yanına kalan
Hiç bitmeyecek diye
Ödüm kopuyor...
Ben Ekim 2016

12 Eylül 2016 Pazartesi

BAYRAM

BAYRAM

Bayramlar ne güzeldir
Hele çocuklar için
Mutluluk getirsin bayramlar
Ölüm getirmesin
Bütün canlılar
Bayram etsin...

Tahir Özcan 12.09.1971

5 Eylül 2016 Pazartesi

HOMİNİD

hominid ile ilgili görsel sonucu

Hominid
İnsan olmak zor mesele.
Hani yok edecek deniyor ya
Bu gidişle kendini
Etrafımda yok denecek kadar az.
Yani çoktan etmiş.
Kendimi ayırmıyorum hiç.
Sen kendini ne sanıyorsun diyen
Vicdansız piç.
Ben ve Eylül 2016

27 Ağustos 2016 Cumartesi

NİYE...

NİYE...
Ne oluyor
Bombalar değil mi patlayan
Onca insan ölmüyor mu her gün
Kimsenin umurunda değil mi
Bir zümreye ait olmak istiyor herkes
Niye
Niye dini olanın ihtiyacı yok ahlaka
Kimse paylaşmak istemiyor varını
Hiç kimse aldırmıyor
Yanındakinin feryadına
Dönüp bakmıyor düşene
Yazık değil mi karartmak yarınlarını
Çocukların
Sende çocuktun
O zaman bu nefret niye
Bunca saçmalık varken
Kuşatmışken kötülük her yanı
Ben de şiir yazmak istiyorum
Niye
Niye müzik sanat edebiyat
Sevginin ama gerçek sevginin
Zerresi yokken
Kahpelik bencillik ihanet ne çok
Tüketerek tükenirken hızla
İnsanlık denen varoluş
Niye
Etrafındaki herkesi satarak mı
Gidiliyor Cennete
Yoksa burada mı satılıyor
Bunca para kazanma hırsı
Yalnız cennetini almak için mi
Orada tek başına kalacaksan
O cennet Niye
Aslında niye iyi olmak için
Bir şeylerden korkman gereksin
Korksan da öleceksin
Gerçekten hiç düşündün mü
Kendi icadın olan zamana esirken herkes
Özgürlükten bu kadar çok bahsediyor
Niye
Kendini görmek için baktın mı hiç aynaya
Yada çevrene dünyaya evrene
Ne oluyor
Ne olacaksa oluyor işte
Sen neye karşı duruyorsun
Ağla kaybettiklerine
Ve sor kendine
Bunca başarısızlık çıkarmış ortaya
Sonu gelmez ihtiraslarıyla insan
En ufak bir pişmanlık duymamak
Niye...
T. Özcan ağustos 2016

21 Ağustos 2016 Pazar

OKUMAK



Bursa’da tanıştığım başka bir kitapçıya gittim.
-“İngilizce ders verilir.” diye bir kağıda yazsam da, sizin dükkanın camına kağıdı yapıştırsam, nasıl olur?
-İş çıkmaz! dedi.
-Neden?
-Şimdi herkes İngilizce ders veriyor. Manav dükkanlarından, berber dükkanlarına kadar bak, hepsinin camında “İngilizce ders verilir” diye kağıtlar asılı… Ağaçlara, duvarlara bile kağıt asmışlar. İngilizce dersi bu hızla giderse, ders verenler dersi alanlardan fazla olacak. O zaman, Türkçe ders verenlere iş çıkacak. En iyisi, siz Türkçe dersi verin.
Güldüm.
-Şaka değil, dedi, şuraya “Eski Türkçe dersi verilir” diye bir kağıt asalım, bak kaç kişi gelecek.
Dediğini yaptık. Bir hafta sonra dört öğrencim oldu. Bunlar, dokuzla on üç yaş arasında çocuklardı. Eski kitapları okumak isteyen gençlerden gelir sanmıştım, oysa çocuklar geldi.
Önce bir baba geldi.
-Kuran dersi verir misin? dedi.
Bu, hiç hesapta yoktu.
-Veririm… dedim.
Adam, çocuğunu göndermeden önce, beni Kuran’dan bir sınava çekti. Vaktiyle hafız olmanın bir zaman gelip yararını göreceğimi hiç ummamıştım. Kuran öğrencileri birken iki, ikiyken üç oldu.
Her sabah Ulucami’ye gidiyoruz. Öğrencilerime Kuran dersini camide veriyorum. Öğrenciler sekize çıkınca, başıma bir iş gelecek diye korkmaya başladım. Çocuklarının iyi yetiştiğine memnun babalar birbirlerine haber veriyorlar. Çocuklardan birinin babası, bigün,
-Maaşallah, çok çabuk öğretiyorsunuz, dedi. Bizim oğlana bir hoca ders veriyordu. Oğlan bir yılda “Amme”ye gelemedi.
Durum iyi. Hani içimden, “Sürgünden sonra da Bursa’da kalsam, bu Kuran dersi hiç de kötü iş değilmiş…” diye geçiriyorum.
Bir sabah yine Ulucami’de bekledim. Öğrencilerimden hiçbiri gelmedi. Ertesi gün de gelmediler. Camide yanış olduğum, müezzin ya da kayyum gibi biri vardı, ona nedenini sordum. Kem küm ediyor, ağzından baklayı çıkarmıyor.
-Hastalanmışlardır, diyor.
-Salgın hastalığına tutulmadılar ya bunlar… Hiçbiri gelmiyor.
Bir daha öğrencilerim gelmedi. Sonradan öğrendim.
Öğrencilerimden birinin babasına,
-Oğlunuza kim Kuran okutuyor? Biliyor musunuz? diye sormuşlar.
-Hafız Aziz! Demiş.
-Hafız mı? Ne hafızı? Tam hafızı bulmuşsunuz maaşallah…
Ne olduğumuzu anlatmışlar.
Bunu bana bigün, kahvede ahbap olduğum, ama kim olduğumu bilmeyen bir adam anlattı.
-Ah kardeşim ah, dedi, İstanbul’dan buraya sürgün ediyorlarmış, burada hafızız diye ortaya çıkıyorlarmış. Bu heriflerin girmediği kılıf yok… Az kaldı ben de çocuğumu gönderecektim. Öyle de güzel, çabuk öğretiyormuş ki… Az kaldı çocuğu zehirletecektik… Böyle bir adamın Ulucami’de hafızlık edeceği kimin aklına gelir?
[Bir Sürgünün Anıları | Aziz Nesin]

25 Temmuz 2016 Pazartesi

BEKLEYİŞ




BEKLEYİŞ

Ve sen geldin

Güneş nöbetini erteledik
İlk pilaki kalkıp gitti
Anasonlu gece şahit
Şerbetçi otu küskün...

22 Temmuz 2016 Cuma

İYİMSER DEĞİLİM


İYİMSER DEĞİLİM

Erkeklik var ya ser de
Korktuğumu göstermesem de
İyimser değilim temkinliyim

İtikada saygım var desem de
Ortak bir çözüm beklesem de
İyimser değilim endişeliyim

Örtülemeyen bir sinsi niyet
Kurumsallaşmış zihniyet
İyimser değilim öfkeliyim

Kalabalık ama tek bir ağız
Medeniyetten çok uzağız
İyimser değilim bezginim

Gündem seni aldatmasın
Sakın ruhunu harcatmasın
Ben İyimser değilim...

Ben Temmuz 2016

3 Mayıs 2016 Salı

YAZGI



YAZGI
Yazgımı değiştirmek istedim ama okuyamadım
Yabancıydı bana dili yada ben o dile yabancı
O günden beri okur yazarım, yazgım da dahil.
Ben mayıs 2016

26 Nisan 2016 Salı

DERS

DERS
Saksımda narin bir çiçek
Tomurcuklanmış yeni
Daha açmayı bilmiyorki
Ha verdi ha vericek...
Başımda kara bir bulut
Nemle dolmuş yeni
Ama yağmayı bilmiyorki
Sağanağa dönüşecek...
Aklımda binbir soru
Sıralanmış dizilmiş yeni
Cevap bulamıyorumki
Gerçeği öğrenecek...
Ben Nisan 2016

Öne Çıkan Yayın

MAGNUM

  Yalanla kurduğunu, Yalnız kendin yaşarsın. Hayatı yarışma yapanlar, Yaşamayı nasıl başarsın. Duyuldukça adın, Yaşam üzerinden taşar. En iy...