3 Ocak 2012 Salı

İZMİT : HÜZÜN KÖRFEZİ

Çeşit çeşit güzellikler yaratarak karanın içine doğru 50 kilometre girmiş bir deniz; 60’lı yıllardan sonra hızla sanayileşen kıyılar; göçle büyüyen çarpık yerleşimler, siyahlaşan akarsular, grileşen gökyüzü... Tümüyle hüzün katmanlarına gömülmüş İzmit Körfezi’nde doğa ve insan kirliliğe karşı acil çözümler istiyor. 


Kava karardı, mesai bitti. Çalışanlar fabrikalardan yorgun argın çıkıp ailelerinin, dostlarının yanına koştu. Yer İzmit Körfezi kıyısı, Dilovası’nın Diliskelesi Mahallesi. Sanayileşmenin getirdiği göçle büyüyen mahallede sosyal mekânlar kahvehanelerden ibaret. Kalabalık olan birine giriyorum. Masalar dolu ancak oyundan çok dert yüklü konuşmalar var. Gazeteci olduğumu söylediğimde herkes niye orada bulunduğumu anlıyor. İlk söz alan, “Buranın adı zaten kanser ovasına çıktı” diyerek başlıyor Dilovası’nın sorunlarını sıralamaya. Türkiye’nin “sanayi başkenti” olarak tanınan Kocaeli’nin, körfez kıyılarının dertlerini en yoğun yaşayan köşelerden biri burası. Sanayileşme her zaman umudun adı olmuyor ne yazık ki! Fabrikaların çevrelediği İzmit Körfezi’ni ağır sorunlarla yüz yüze bırakıyor.


Uzmanlara göre Kocaeli ilinin Dilovası ilçesi “dünyada sanayi alanı kurulması gereken en son yer”. İlçe bir vadide yer alması ve güçlü hava akımlarının olmaması yüzünden doğal açıdan şanssız. Bu yüzden burada yaşayanlar havada asılı kalan sanayi kirliliğini solumak durumunda kalıyor. Dilovası Mahallesi’ndeki kahvehanedekilerin ya kendisi ya da ailesi ile ilgili bir kanser hikâyesi var. Rahmi Dursun özellikle sabaha karşı fabrikaların bacalarından yoğun dumanlar çıktığını, göz gözü görmediğini, bazen de kokudan durulmadığını anlatıyor.


Kahvehanenin çıkışında bir genç kolumdan tutuyor ve yakınlardaki bir taziye evine götürüyor. Evin loş ışıkları, karanlık sokağı aydınlatıyor. Kederli Yakup Tekeş, babasını kaybetmenin verdiği üzüntüyle şunları anlatıyor: “Babam siroz hastasıydı. Merak ettim. Doktorlara, ‘Dilovası’nda yaşadığımız için mi babam hasta oldu?’ diye sordum. Çünkü babam içki kullanmazdı. Tedavi oldu ancak kurtulamadı. Benim oğlum da astım hastası.”


Dilovası’nda yaşanan kanser sorunu bilimsel olarak da kanıtlandı. Bir araştırma Türkiye’de en çok kanserden ölüm vakasının Dilovası’nda yaşandığını ortaya çıkardı. Dilovası ilçesinin nüfusu yaklaşık 45 bin. Dilovası’ndaki sanayileşme 1960’larda başladı. Ekonomisi sanayiye dayalı olan ilçede beş organize sanayi bölgesi ve bir sanayi sitesi bulunuyor. Toplam 2 bin 200 hektar alana kurulu sanayi bölgelerinde 193 sanayi kuruluşu ve 20 binden fazla çalışan var…


Kocaeli Körfezi, Marmara Denizi’nin doğusunda Kocaeli’nin içlerine 50 kilometre boyunca uzanıyor. Körfezin en geniş yeri 10 kilometre ile Hereke ve Karamürsel arası. Gölcük ile Derince arası ise 2 kilometre ile en dar bölüm. TEM otoyolunda ceplerden birine giriyor, yüksekçe bir noktadan körfeze bakıyorum. Gözüme ilk çarpan, her yere dağılmış onlarca gemi oluyor. Yük boşaltmak ya da almak için sırada bekleyen gemiler, körfez çevresindeki sanayi hareketliliğinin de bir göstergesi. Körfezin en doğu ucunda petrokimya tesisleri bulunuyor; depoları uzaktan birer golf topuna benziyor. Bu tesislerden gökyüzüne uzanan bacalardan çıkan duman, her daim körfezin üzerinde olan gri sis tabakasının sorumlusu sanki.


Sanayi tesisleri ağırlıklı olarak körfezin kuzey kıyılarında yer alıyor. Bir kısmı Yalova il sınırlarına giren güney kıyıları nispeten daha yeşil, daha az sanayileşmiş durumda. İzmit Körfezi, 30 yıl öncesine kadar doğal güzellikleri, sakin deniziyle büyük kentlerden gelen yazlıkçılara ev sahipliği yapıyordu. Ancak bugün sanayinin neden olduğu kirlilik yüzünden neredeyse yaşanmaz durumda. İzmit Körfezi’ne dökülen en büyük akarsu Dil Deresi. Adı “kanser ovasına” çıkmış Dilovası’ndan geçerek denize dökülen dere, körfezi de en çok kirleten kaynaklar arasında.



ATLAS 2011 EKİM SAYI / 223

Yazı: SERKAN OCAK 
Fotoğraflar: UMUT KAÇAR


 
Foto Galeri: Hüzün Körfezi
123
Hüzün Körfezi
Sanayileşmenin çok yoğun olduğu İzmit Körfezi çevresinde kirlilik sorununu en ağır yaşayan yerlerden biri Dilovası ilçesi. Hava kirliliğine özelikle demir çelik fabrikaları yol açıyor, boya fabrikalarının atıkları ise dere yataklarına akıyor.

27 Aralık 2011 Salı

Yararlı Sağlık Bilgileri




Yılbaşı sofrası donatırken dikkat!


Yeni yılı dinamik karşılamak ve ertesi gün daha rahat uyanabilmek için...

Yeni yılı dinamik karşılamak ve ertesi gün daha rahat uyanabilmek için yılbaşı sofrasını bilinçli hazırlamak önemli. Sofrayı cipslerle donatmak yerine; ceviz, kuru üzüm ve siyah erik tercih edebilirsiniz. Yılbaşı hindinizi pirinçle değil bulgurla hazırlayabilirsiniz



Medical Park Göztepe Hastane Kompleksi Beslenme ve Diyet Uzmanı Gizem Keservuran, sağlıklı yılbaşı mönüsünün nasıl hazırlanacağını anlattı:


* Yeni yılın karşılandığı gecenin vazgeçilmezi özel olarak hazırlanan sofralar, ikramlar ve içeceklerde doğru seçimlerle geceye farklı ama sağlıklı tatlar katabilirsiniz. Yılbaşı gecesinde aşırı besin ve aşırı alkol tüketiminin beraberinde mide rahatsızlıkları, hazımsızlık, ishal ve kan şekeri yüksekliği gibi sağlık problemlerini getirebileceğini unutmayın. Ama doğru besin seçimiyle, bazı küçük ayrıntılara dikkat ederek hem sağlıklı beslenebilir, hem içeceğinizi tüketebilir hem de yeni yıla dinamik bir başlangıç yapabilirsiniz.

Geceye aç başlamayın


* Yılbaşı gecesinin sabahında güne mutlaka kahvaltınızı yaparak başlayın (meyveli light müsli+süt/yoğurttan veya beyaz peynir+tahıllı/tam buğday/çavdar ekmeği ve yeşillikten oluşan hafif bir kahvaltı). Öğle yemeğinizi sebze ve salata ağırlıklı besinlerden veya kremasız çorbadan oluşturun; sofranızdan yoğurt/ayranı eksik etmeyin.
* Ara öğünleriniz atlamayın; nasıl olsa akşam çok yiyeceğim diye düşünüp tüm gün aç kalmak yapılacak en büyük hatadır. Beslenmenize 2.5-3.5 saat aralıklarla devam edin. Fakat gün içindeki seçimlerinizi salata, meyve, süt-yoğurt- ayran türü gıdalardan oluşturun.
* Sofraya aç oturmaktan, açken alkollü içecek tüketiminden kaçının. Böylece kan şekeri dengenizi bozmamış olursunuz.

Hindiniz bulgurlu olsun* Sofranın vazgeçilmezi yılbaşı hindinizi bol kestaneli ve bademli pişirin, pirinç pilavı ve çeşitlerinden (iç pilav, özbek pilavı, sebzeli pilav, kestaneli pilav vb.) uzak durun. Pirinç pilavı yerine, bulgur pilavı, kabuklu pirinç pilavı tercih edebilirsiniz. Hindi eti tüketmiyorsanız, iyi pişmiş bonfileye yer verebilirsiniz.
Garnitür olarak az yağlı sebze sotenizi veya fırınlanmış sebzenizi hindi etinin yanından eksik etmeyin. Garnitürünüzü çam fıstığı ve kuş üzümüyle lezzetlendirebilirsiniz.
Esmer ekmekleri (çavdar, tam buğday, tahıllı ekmek ) üzerine kurutulmuş domates ve dil peyniri ekleyerek, fırınlayıp leziz mini kanepeler hazırlayabilirsiniz.
Kırmızı turp, havuç, kırmızı lahana, renkli biberler ve marulla hazırlanmış mevsim salatanızı ve Akdeniz yeşillikli, fesleğen soslu salatanızı sofranızdan eksik etmeyin. Böylece vitamin, mineral ve posa içeriği yüksek ikramlarınızı zenginleştirmiş olacaksınız.
Mönünüzde meyveli tatlılara (tarçınlı karanfilli ayva, elma, armut, cevizli kabak tatlısı), tarçınlı, fındıklı elma püresi veya bol tarçınlı sütlü tatlılara yer verebilirsiniz. Şerbetli tatlılardan uzak durmanız hem fazla kalori alımını engelleyecek hem de şişkinlik, hazımsızlık şikayetlerini önleyecektir.

CiPS YERiNE BADEM FISTIK YERiNE KAJU


* Çavdarlı galeta, tahıllı galeta, taze baharatlı grissini gibi atıştırmalıkları masanızda bulundurabilirsiniz. Hem tokluk hissi yaratır hem de cips ve kurabiye türü gıdalardan uzak durmanızı sağlar.
* Karışık kuruyemiş tabağınızda; fındık, ceviz, kavrulmamış badem, kaju (hint fıstığı), beyaz leblebi, çekirdekli kuru üzüm, esmer kuru kayısı, yaban mersini ve kuru eriğe yer verebilirsiniz. Böylece hem kuruyemişinizi tüketmiş hem de sağlıklı seçimler yapmış olursunuz.
* Fıstık, antep fıstığı, kabak çekirdeği ve ayçekirdeği gibi
kuruyemişler vücudunuza sadece yağ olarak depolanmış dokuları getirir. 100 gr. kuruyemişin
600 kkal enerji (1 ana+1 ara
öğün) içerdiğini unutmayın.

YENi YIL ÇORBANIZI KENDiNiZ YARATIN

Yeni yıl çorbanızı siz yaratın; balkabağı çorbası mönünüzde güzel bir açılış seçeneği olabilir. Yüksek lif içeriği, zengin A vitamini kaynağı ve eşsiz lezzetli balkabağı çorbası için malzemeleri önceden hazırlayın:
* 2 yemek kaşığı zeytinyağı
* 2 kase doğranmış soğan
* 1-2 tatlı kaşığı kıyılmış taze tarçın
* 2 yemek kaşığı pekmez
* 420 gr. kış kabağı püresi
* 1 kase elma püresi


Balkabağı çorbasının yapılışında kuru soğanı orta ateşte hafif su ekleyerek pişirin. Ardından balkabağını ekleyin. Kabaklar hafif suyunu bıraktıktan sonra elma püresini ekleyin, kaynatın. 5-10 dakika kısık ateşte pişirin. Çorbanızı blender’dan geçirin, zeytinyağını ekleyin iyice karıştırın ve servis edene kadar sıcak tutun. Servis esnasında toz tarçın ekleyin, iki yaprak maydanoz veya dereotuyla süsleyin.

VOTKA YERiNE ŞARAP ViSKi YERiNE ŞAMPANYA

Damıtılmış içkiler yerine fermente edilmiş bir içki olan şarabı tercih edin; meyve şarapları veya üzüm şarabı hem keyifli bir akşam yemeği yemenize, hem de sağlığınızdan olmamanıza yardımcı olacaktır. Geceyi tadında sonlandırmak, yeni yılı sağlıksız karşılamamak adına alkol tüketiminde dikkatli olmanızda fayda var.

ATEŞ PAHASI



Kanuni Sultan Süleyman, adamlarıyla birlikte avlanmaya çıkmıştı. Bir ceylanın peşinden koşarlarken zamanın nasıl geçtiğinin ayırdına varamadılar. “Biz nerelere geldik böyle?” diyerek çevrelerine bakındıklarında hava kararmaya yüz tutmuştu. 

Gök kararmakla kalmamış, şiddetli bir rüzgar ve ardından da savruntulu bir yağmur bastırmıştı. Hünkar ve adamları, bu dağ başında bulabildikleri bir kulübeye kendilerini zor attılar. Sığındıkları kulübede, geçimini odunculuk yaparak sağlayan yoksul bir köylü yaşıyordu. Adamcağız bu Tanrı konuklarını içeri aldı, onlara elinden geldiğince yardımcı olmaya başladı.

Padişah kendini özellikle tanıtmak istememişti; ama yoksul oduncu onun kim olduğunu anlamakta gecikmedi. O nedenle ocağa büyük büyük odunlar atıp kulübeyi iyice ısıttı.Bir de sıcacık çorba ikram etti. Dışarıda hem ıslanıp hem üşüyen padişah ve adamları bu durumdan pek memnun kalmışlardı.

Geceyi orada rahatça geçirdiler. Hatta padişah bir ara çevresindekilere, “Doğrusu şu ateş bin altın eder” diye de söylendi. Ertesi gün yola çıkmadan önce padişah oduncuya önce memnuniyetini bildirdi: “Efendi! Bizi ihya ettin. Harlı ateşin sayesinde geceyi pek rahat geçirdik” dedi ve sordu: “Söyle bakalım borcumuz ne kadar?”

Oduncu, kırk yılda bir eline geçen bu olanağı değerlendi ve parayı biraz yüksek söyledi: “Bin bir altın yeter, beyzadem” dedi. "Çok fazla istemedin mi?"diye soran padişaha. "Yemek ve yatak bedeli bir altın,ateşin bin altın ettiğini de zaten siz söylediniz."dedi. Padişah adamın kıvrak zekası karşısında gülümsedi ve bin altını ödedi. ATEŞ PAHASI sözü buradan gelir.

AKLINIZI KULLANMAK SİZİN ELİNİZDE :)



Nebraska’da yaşlı bir adam yaşardı. Patates ekimi için bahçeyi bellemesi gerekiyordu, lakin bu çok zor bir işti. Tek oğlu olan David ona yardım edebilirdi; fakat o da hapisteydi. Yaşlı adam oğluna bir mektup
yazdı ve müşkülatını izah etti.

“Sevgili David,
Patates bahçemi belleyemeyeceğimden kendimi çok kötü hissediyorum. Bahçeyi kazmak için oldukça yaşlanmış sayılırım. Burada olsan bütün derdim bitecekti. Biliyorum ki sen bahçeyi benim için hallederdin. Sevgiler.” Baban

Baba, birkaç gün sonra oğlundan bir mektup alır:

“Babacığım,Allah aşkına bahçeyi kazma, ben oraya cesetleri gömmüştüm.
Sevgiler.” David

Ertesi gün sabaha karşı 4’te FBI ve yerel polis çıkagelir ve tüm sahayı kazar; lakin bahçede hiçbir cesede rastlayamazlar.Yaşlı adamdan özür dileyerek giderler.

Aynı gün yaşlı adam oğlundan bir mektup daha alır:
“Babacığım, Şimdi patatesleri ekebilirsin. Bu şartlarda yapabileceğimin en iyisini yaptım. Sevgiler.” David

Hemen her gün e-posta yazarken veya e-posta adresimizi birilerine verirken bu işareti kullanıyoruz. Peki ama @ işaretinin gerçek anlamını ve nereden geldiğini biliyor musunuz? Bu işaret 473 yıl önce, günümüzde ki anlamı ve kullanımından çok farklı bir amaca hizmet ediyordu.

@ işaretinin bilinen ilk kullanımına 4 Mayıs 1536 yılına Francesco Lapi adlı Floransalı bir tüccarın yazdığı bir mektupta rastlandı. Lapi yazdığı mektubunda İspanya'daki şarap fiyatlarından bahsederken @ işaretini kullanmıştı. O zamanlarda, bir fıçının 13'te birine karşılık gelen, ticari bir ölçü biri olarak kullanılan @, daha sonra daktilolara da girdi. Zaman için kullanımı değişen işaret bir süre sonra belli bir ürünün birim fiyatını belirtmek için kullanılmaya başlandı. Yani insanlar artık "tanesi 5 liradan 10 ürün" gibi bir tanım kullanmak yerine "10 ürün @ 5 lira" demeye başladılar.

1971 yılında Ray Tomlinson ise bu işaretin, e-posta sunucularındaki kullanıcıları tanımlamak için uygun olduğuna karar verdi. O tarihten itibarense @ artık bugünkü şekilde e-postalardaki kullanım şeklinde kavuşmuş oldu.
 

YOK


       
Ümit varmı?
Feda edebilirmisin? Dünya için
Canlar,canlılar için
Taşlar ve ölüler için
Varsa eğer
Denemeye değer
Domino taşları devrilmeye başladı
Sil gözündeki yaşları
Duymuyorsan yakarışları
Yağmurdaki,kuştaki
Yok eden varoluştaki
Yat uyu
Uyanamamacasına
Dua et bitmesin  diye bu uyku
Yüzü olmayan yerde
Yeri olmayan yüzde
Uyanmak olurmu?
Aradan bir taşı çeksen
Dominolar dururmu?
                           Tahir ÖZCAN    12-2011

13 Kasım 2011 Pazar

VAN DEPREMİNE İTHAFEN

              SES

Sallanıyoruz sıkı tutunun!
Toz kokuyor,duvar kopuyor
Tavan çöküyor tutun!

Sessizlik karanlığın sesi oldu.
Orada kimse var mı?
Kaç saat,kaç gün oldu.

Acıktım,susadım,üşüdüm!
Kaç kez uyudum uyandım kim bilir?
Rüyamda hep kurtulduğumu gördüm.

                           Tahir ÖZCAN    11-2011

25 Ekim 2011 Salı

Özgür Kadın.......



GERİCİ, özgür kadını istemez.
Çünkü özgür kadın onun sonudur.
Özgür kadın kültür demektir.
Özgür kadın; sanat, resim, edebiyat, kitap, dergi, gazete, heykel, sinema, tiyatro, müzik demektir.
*
Özgür kadın; akıl demektir...
Öyle şeyh-meyh uçmaz...
Özgür kadın dürüsttür.
Şeyh uçmadığı zaman zaten 'Hani uçmadı... Niye uçtu diyecek mişim? ...' der özgür kadın.
*
Özgür kadın; modern yaşamdır.
Çatal-bıçak demektir.
Çağdaş kadın için; insanın karnında zikir edecek diye her gün bulgur yenilmez.
Ne de sadece erkeğin canının istediği bir cuma gecesi sevişmenin kerameti vardır.
*
Özgür kadın temizdir.
Öyle kirli çorapları, kokan ayakları, tıraşsız yüzü, gülyağından parfümü olan erkeği sokmaz yatağına.
*
Özgür kadın demokrasidir.
Köle olmaz.
Mirasını ister, birey olarak tanınmak ister, söz hakkı ister, eşitlik ister.
Dayak yiyip, aşağılanıp, itilip-kakılmak istemez.
*
Özgür kadın çağdaşlıktır.
Çünkü özgür kadının doğurup büyüttüğü çocuklar gericiye asla ümmet olmazlar.
Ne dergahlara müşteri çıkar özgür kadının yetiştirdiği çocuklardan, ne tarikatlara mürit, ne de gericiye oy verecek saflar...
*
Bu yüzden; gerici özgür kadını sevmez.
Kadın özgür olsun istemez.
Ve onu örtmek, kapatmak, susturmak, bastırmak için çarşafa-türbana sarmak ister.
'Türban' diye tutturmaları bu yüzdendir.
Gericinin sonudur özgür kadın...

Bekir COŞKUN 

Öne Çıkan Yayın

MAGNUM

  Yalanla kurduğunu, Yalnız kendin yaşarsın. Hayatı yarışma yapanlar, Yaşamayı nasıl başarsın. Duyuldukça adın, Yaşam üzerinden taşar. En iy...